Ksanthi: Müftüye Saldıran “Malum Dörtlü” Hakim Karşısında
Çınar’daki Gerginliğin Mimarları Adalet Önünde: Komotini Müftüsü’ne Yönelik Tacizin Hesabı Soruluyor
Yazan: Nikos Arvanitis
Adaletin yerini bulması için geri sayım başladı. 27 Mart 2026 tarihinde Ksanthi Tek Hakimli Ceza Mahkemesi, Batı Trakya’nın yakın tarihindeki en karanlık sayfalardan birine ışık tutmaya hazırlanıyor: Yasal Komotini Müftü Naibi Dr. Cihat Halil’in “Çınarlı” Camii içinde maruz kaldığı şiddetli engelleme ve sözlü taciz.
Gerginlik Planı
Her şey Ekim 2024’te başladı. Resmi devlet, Ksanthi Medrese-i Hayriye’nin yeni binasının açılışıyla dini özgürlüklere saygısını vurgularken, Ankara tarafından kontrol edilen paralel yapı bir tırmandırma planını devreye soktu. Hüseyin Baltacı (eski BTAYTD başkanı), Ozan Ahmetoğlu (İTB/DEB), Bahri Belço ve Murat Köse’nin “başrolünde” olduğu bu organizasyon, Cuma namazının manevi huzurunu kaba bir saldırganlık alanına dönüştürdü.
Kameraların Ardındaki Şiddet: Belgeler Ne Diyor?
Bugün gün yüzüne çıkardığımız görüntüler oldukça açıklayıcıdır. Bu, sadece sözlü bir tartışma değil; bir dini lideri korkutmaya και fiziksel olarak uzaklaştırmaya yönelik koordineli bir çabadır. Kaydedilen diyaloglar, provokasyonun boyutunu gözler önüne seriyor:
-
Bahri Belço: «Tahrik etme! Sarığını çıkar… Hiç konuşma!»
-
Hüseyin Baltacı: «Ne yapıyorsun? Kalk ve git buradan! Kalk git! Utanç verici bir şey yapan sensin… Utanmaz! Allah’a nasıl hesap vereceksin?»
-
Ozan Ahmetoğlu: «(Namaz) Herkese açık, ama Müftü kıyafetiyle değil! Cübbeyi ve sarığı çıkar, nerede istersen orada namaz kıl!»
-
Murat Köse: «Git buradan! Burada Müftü var! Bizim Müftümüz içeride! Dışarı çık!»
Öfkeli kalabalığa karşı Dr. Cihat Halil, vakur duruşunu bozmayarak şu sözlerle malumu hatırlattı: «Cuma namazı herkese açık olmalı… Cami herkese açık olmalı. Seccademi buraya sereceğim και burada namazımı kılacağım».
Bir Barikat Olarak Adalet
Malum yapının bu “dörtlüsü”, fiziksel şiddet uygulamak και dini bir toplantıyı engellemek suçlamalarıyla ağır bir iddianameyle hakim karşısına çıkıyor. Videoda kayıtlı olan haykırışları, sadece bir şahsa değil, Müftülük kurumuna και Yunanistan Cumhuriyeti’nin her vatandaşına garanti ettiği dini özgürlüğe karşıydı.
Ksanthi και Komotini‘deki malum çevreler sanıkları “mağdur” gibi göstermeye çalışırken, Çınar’daki gerçekler, korku yoluyla bir “paralel müftülük” rejimi dayatma çabasından bahsetmektedir. Yunan adaleti artık Batı Trakya’nın, ibadet yerlerinin yabancı karar merkezleri tarafından siyasi bir araç haline getirilmediği, hukukun üstün olduğu bir bölge olduğunu kanıtlamak durumundadır.
27 Mart, sadece bir duruşma tarihi değil; haberin gerçeği ile hukukun hükmünün buluşacağı andır.





