Yunan Trakya Müftülüklerinden Ortak Bildiri: İskeçe Davası ve Fitne Kararı

Yunan Trakya Meşru Müftülüklerinden Tarihi Ortak Açıklama: “Camilerde Provokasyon Çıkarmak Büyük Bir Günah ve Fitnedir”

Batı Trakya’daki yasal ve meşru Müftülükler (Komotini, Xanthi ve Alexandroupolis),Xanthi Tek Hakimli Ceza Mahkemesi’nin camide provokasyon çıkaran dört konsolosluk elamanına yönelik verdiği mahkumiyet kararının ardından teolojik ve kurumsal açıdan tarihi nitelikte ortak bir bildiri yayımladı.

Müftülükler, İslam’ın sahih kaynaklarına ve teolojik geleneğine dayanarak, Ekim 2024’te Xanthi Çınar Camii’nde yaşanan utanç verici olayları sert bir dille kınadı ve bu tür davranışların doğrudan inancın özünü hedef alan birer fitne eylemi olduğunu vurguladı.

Resmi Müftülükler, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sahih bir hadis-i şerifine (Tirmizi) atıfta bulunarak, “Mümin; kınayan, lanet eden, çirkin söz söyleyen ve hayâsızca konuşan kimse değildir” ifadesini hatırlattı ve İslam inancının her insanın onur ve haysiyetini mutlak surette koruduğunu belirtti. Aynı zamanda, Müslim’de geçen “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve onu hakir görmez” hadisine vurgu yapılarak, bir mümini küçümsemenin ve ona kötülük etmenin büyük bir günah olduğu ifade edildi.

Yayımlanan zehir zemberek ortak açıklamada, kutsal cami mekanında ibadetin organize ve şiddet yoluyla engellenmeye çalışılmasının ve yapay bir gerginlik üretilmesinin doğrudan “Fitne” (müminlerin birliğinin bozulması) anlamına geldiği tescillendi. Bu tür bir bölücülüğün Kur’an-ı Kerim’de açıkça lanetlendiği ve cemaat içinde kargaşa yaratmanın, fitne çıkarmanın şiddetten (adam öldürmekten) bile daha ağır bir günah olduğu net bir şekilde hatırlatıldı (Bakara Suresi, 2:191).

Müftülükler, Yunanistan Adaleti’nin verdiği karardan duydukları mutlak memnuniyeti dile getirerek; bu kararın, Yunanistan vatandaşı Müslümanların dini özgürlüklerinin ve kamuya açık ibadet yerlerine serbestçe erişim haklarının devlet tarafından bütünüyle ve ödün vermeksizin korunduğunu bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Açıklamanın sonunda üç meşru Müftü; atanan odakların saygısızlığını, fanatizmini ve şiddet içeren eylemlerini sakin, sağduyulu ve olgun duruşlarıyla fiilen boşa çıkaran tüm Trakya halkına –Müslümanlara ve Hristiyanlara– en içten teşekkürlerini sundu. Trakya’nın barış içinde bir arada yaşama konusunda küresel bir model olmaya devam edeceğini belirten Müftülükler, dışarıdan gelen her türlü müdahaleye karşı yasal Müslüman kurumların saygınlığını korumak adına yüksek sorumluluk bilinciyle çalışmaya devam edeceklerini ilan ettiler.

Editörün Yorumu

Batı Trakya’daki tüm yasal ve meşru Müftülüklerin bu ortak çıkışı, sıradan bir basın açıklaması olmanın çok ötesinde; konsolosluk propagandasının tüm argümanlarını yerle bir eden kurumsal ve teolojik bir manifestodur. Sözde müftü Mustafa Trampa ve Gümülcine Türk Konsolosluğu’nun maaşlı tetikçileri, camideki fiili saldırıdan dolayı alınan cezai mahkumiyeti “azınlığa zulüm” gibi sahte bir ambalajla pazarlamaya çalışırken, bölgenin resmi manevi liderleri onlara doğrudan kendi inançlarının kaynaklarıyla cevap vermiş ve bu odakları teolojik bir cehaletle baş başa bırakmıştır.

Bildiride geçen “Fitne” vurgusu ve Bakara Suresi’nin 191. ayetine yapılan atıf, İskeçe Çınar Camii’nde Müftü Naibi Dr. Cihad Halil’e saldıran güruhun bizzat İslam hukukunu çiğnediğini kanıtlamaktadır. Camileri ibadet yuvası olmaktan çıkarıp, Ankara’nın jeopolitik emelleri için birer “konsolosluk karakoluna” dönüştürmek, İslam ahlakına yönelik en büyük saygısızlıktır.

Müftülüklerin hem Müslüman hem de Hristiyan Trakya halkına teşekkür etmesi ise bölgenin gerçek ve asil resmini çizmektedir: Barışsever yerel halk, atanmış provokatörlere sırtını dönmüş ve adliye önündeki yapay tiyatroya ortak olmamıştır. Yunanistan bir hukuk devletidir, inanç özgürlüğünü teminat altına alır ve Trakya, Erdoğan rejiminin iç hesaplaşmalarına ya da manevi diktatörlük aparatlarına teslim edilmeyecektir. Meşru Müftülükler, bu tarihi ve ortak duruşla, azınlık insanının kurumsal ve zihinsel özgürleşmesine liderlik edecek teolojik olgunluğa sahip olduklarını tüm dünyaya göstermişlerdir.