AGİT Viyana 2026: Yunanistan’dan Trakya ve dijital dezenformasyonla mücadele konusunda dikkat çekici mesaj
Yazan: Nikos Arvanitis
11-12 Mayıs 2026 tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilen AGİT Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’nda, “Dijital Çağda Sivil Alanın Korunması” başlığı altında dezenformasyon, nefret söylemi ve azınlık meselelerinin dijital ortamda araçsallaştırılması konuları yoğun biçimde gündeme geldi.
Toplantıya ABTTF, BTAYTD ve DEB gibi Türkiye yanlısı kuruluşların yanı sıra Batı Trakya’dan farklı kurum ve temsilciler de katıldı. Katılımcılar, bölgedeki Müslüman azınlığın durumu hakkında kendi değerlendirmelerini sunarken, özellikle barış içinde birlikte yaşam, din özgürlüğü ve hukuk önünde eşitlik vurgusu yaptı.
Türkiye yanlısı kuruluşların müdahaleleri
Türkiye yanlısı kuruluşların temsilcileri, bir kez daha Batı Trakya’daki azınlığı “Türk azınlığı” olarak tanımlayan söylemi öne çıkarmaya çalıştı. Yunanistan’a yönelik eleştirel bir dil kullanan temsilciler, sözde hak ihlalleri, dijital saldırılar ve baskılar hakkında iddialarda bulundu. Açıklamalarında, bölgedeki durumu farklı bir perspektiften sunmaya çalışarak meseleyi daha geniş bir siyasi ve iletişimsel baskı çerçevesine oturtmaya çalıştılar.
Batı Trakya kurumlarının yanıtı
Batı Trakya’dan katılan kurum temsilcilerinin müdahaleleri ise bölgedeki Müslüman azınlığın yaşamına ilişkin farklı bir tablo ortaya koydu.
Özellikle Panhelenik Pomaklar Derneği’nin katılımı dikkat çekti. Dernek, Batı Trakya’daki Pomaklara yönelik olarak uzun yıllardır Türkiye yanlısı mekanizmalar tarafından baskı uygulandığını ve bunun Pomakların kendilerine özgü kültürel kimliğini aşındırmayı hedeflediğini savundu.
Dernek temsilcileri, Pomakların Batı Trakya Müslüman azınlığının ayrılmaz bir parçası olduğunu, ancak kendilerine özgü tarihî ve kültürel kimlik taşıdıklarını vurguladı. Ayrıca tüm azınlığın “Türk” olarak gösterilmeye çalışılmasının bölgenin gerçek toplumsal yapısını yansıtmadığını ifade etti.
Konuşmacı ayrıca, sosyal medya üzerinden yürütülen hedefli kampanyaların Türk milliyetçi söylemini benimsemeyen sesleri susturmaya çalıştığını ve azınlık içerisindeki farklı görüş sahipleri üzerinde baskı ve korku ortamı oluşturduğunu belirtti.
Bunun yanında İskeçe ve Gümülcine Müslüman Vakıf İdare Kurulları temsilcileri, İskeçe Dağlık Bölge Kültür ve Spor Derneği ile Alevi-Bektaşi toplumu adına Seyyid Ali Sultan Dergâhı-Tekkesi temsilcileri de Batı Trakya’yı barış içinde bir arada yaşamın sürdüğü bir bölge olarak tanımladı. Temsilciler, Müslüman vatandaşların dinî ve siyasi haklarını özgürce kullandığını ifade etti.
Fake news ve dijital propaganda gündemin merkezinde
Batı Trakya kurumlarının açıklamalarında özellikle dezenformasyon ve fake news tehdidi üzerinde duruldu. Yapılan değerlendirmelerde, yanlış bilgilerin bölgede yapay gerilim yaratmak ve toplumsal uyumu zayıflatmak amacıyla kullanıldığı belirtildi.
İskeçe Dağlık Bölge Kültür ve Spor Derneği temsilcisi Nese Mumin Salih, Lozan Antlaşması kapsamında tanınan Batı Trakya Müslüman azınlığının onlarca yıldır dinî barış içinde birlikte yaşamanın örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Aynı zamanda bazı çevrelerin dijital araçları kullanarak toplum içinde kutuplaşma ve güvensizlik oluşturmaya çalıştığını söyledi.
Benzer şekilde İskeçe ve Gümülcine Vakıf İdare Kurulları temsilcileri de Batı Trakya Müslümanlarının kamu yaşamına eşit şekilde katıldığını ve dinî görevlerini herhangi bir engelle karşılaşmadan yerine getirdiğini belirterek baskı iddialarını reddetti.
Alevi-Bektaşi toplumunun müdahalesi
Batı Trakya’daki Alevi-Bektaşi toplumunun müdahalesi de dikkat çekti. Temsilciler, kendi topluluklarının medya organları ve dış aktörler tarafından yanlış şekilde temsil edildiğini gündeme taşıdı. Açıklamalarında, bazı kişilerin dinî topluluk temsilcisiymiş gibi keyfi biçimde sunulmasının güven ortamını ve demokratik işleyişi zedelediğini ifade ettiler.
Yunanistan’ın AGİT’teki müdahalesi
AGİT nezdindeki Yunanistan Daimi Temsilciliği temsilcilerinin müdahaleleri de toplantının önemli başlıklarından biri oldu. Yunan temsilciler, cevap hakkını kullanarak Türkiye yanlısı kuruluşların iddialarına ayrıntılı yanıtlar verdi.
Yunan tarafı, 1923 Lozan Antlaşması’na göre Batı Trakya’daki azınlığın “Müslüman azınlık” olarak tanındığını, etnik ya da “Türk azınlığı” şeklinde tanımlanmadığını vurguladı. Ayrıca Yunanistan’daki Müslüman vatandaşların anayasa ve Avrupa hukuk sistemi çerçevesinde tüm hak ve özgürlüklerden yararlandığını belirtti.
Aynı zamanda, Yunanistan’da ifade özgürlüğü ve kamusal yaşama katılım hakkının tüm vatandaşlar için güvence altında olduğu ifade edilirken, sistematik şekilde yayılan sahte haberlerin ve azınlık meselesinin siyasi amaçlarla kullanılmasının oluşturduğu risklere dikkat çekildi.





