Avrupa Komisyonu’nun Türkiye Raporu: Hukuk devleti ve temel haklarda “endişe verici gerileme”

Avrupa Komisyonu, bugün yayımladığı yıllık raporda Türkiye’de hukuk devleti ve temel haklar alanında “ciddi” ve “endişe verici” bir gerileme tespit etti. Rapor, ülkenin Avrupa Birliği’ne katılım sürecine ilişkin değerlendirmeleri içeriyor.

Komisyon, Türkiye’nin hâlâ AB için aday ülke ve önemli bir ortak olduğunu vurgularken, katılım müzakerelerinin 2018’den bu yana fiilen durduğunu hatırlattı. Bununla birlikte, Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’de “istikrarlı ve güvenli bir çevreye” ve Türkiye ile “işbirliğine dayalı, karşılıklı fayda sağlayan” bir ilişkiye stratejik ilgi duyduğu ifade edildi.

Hukuk devleti – Demokrasi

Komisyon, Türkiye’nin demokratik ilkelerden uzaklaştığına dair ciddi kaygılarını dile getirdi. Özellikle 2025 yılı içinde seçilmiş yerel yöneticiler, muhalefet temsilcileri, gazeteciler ve aktivistlerin tutuklanmaları endişe yarattı. Raporda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve diplomasının iptali — bu nedenle olası cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi — örnek olarak yer aldı.

Yunanistan-Türkiye ilişkileri

Komisyon, 2023 tarihli “Atina Dostluk ve İyi Komşuluk Bildirgesi” sonrasında oluşan olumlu havaya rağmen, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşmazlıklarının ilişkileri gölgelemeye devam ettiğini belirtti. Raporda, Türkiye’nin Yunanistan’ın deniz planlamasına yönelik itirazları, Yunan karasularının ve hava sahasının ihlalleri ile “Mavi Vatan” doktrinine bağlılığını sürdürmesi vurgulandı.

Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline genişletmesi durumunda bunun casus belli (savaş nedeni) sayılacağı yönündeki kararının hâlâ geçerli olduğu hatırlatıldı.

Kıbrıs

Komisyon, Türkiye’nin iki devletli çözüm ısrarının Birleşmiş Milletler kararlarıyla çeliştiğini belirterek Ankara’yı, iki toplumlu, iki bölgeli federasyon temelinde adil ve kalıcı bir çözüme katkıda bulunmaya çağırdı. Ayrıca, Maraş’taki tek taraflı adımların geri alınması ve AB-Türkiye Ortaklık Anlaşması’nın Ek Protokolü’nün tam olarak uygulanması talep edildi.

Dış ilişkiler ve güvenlik

Rapora göre Türkiye, AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’yla uyum göstermiyor, ancak Ukrayna, Suriye, Gazze ve Güney Kafkasya gibi alanlarda aktif bir bölgesel rol oynuyor. Ankara, Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu rolü üstlenmeye çalışsa da, AB’nin Moskova’ya yönelik yaptırımlarını tam olarak uygulamıyor.

Göç

2016 AB-Türkiye Mutabakatı, göç yönetimi alanında temel çerçeve olmayı sürdürüyor. Türkiye, çoğu Suriyeli olmak üzere 2,7 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor, AB ise 12,5 milyar avro tutarında destek sağladı.

Raporda sonuç olarak, Türkiye’nin Avrupa için stratejik önemine rağmen, demokratik gerileme ve hukuk devleti zafiyetinin üyelik sürecini ve AB-Türkiye ilişkilerini ciddi biçimde zayıflattığı vurgulandı.