Didimoticho Vakıf Idaresi: Ankara’nın Müftülük Açıklamalarına Tepki

Didimoticho Vakıf Idaresi Başkan Yardımcısı Sayın Mehmet Duba, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın provokatif açıklamalarına yanıt vererek Ankara’nın tezat dolu tutumunu eleştirdi.

Sayın Duba açıklamasında şunları kaydetti:

“En azından çelişkili bir durumdur: Türkiye, Yunanistan’dan müftüleri seçmesini talep ederken, kendisi hâlâ onları atamaya devam ediyor. Eğer gerçekten dini liderlerin demokratik şekilde seçilmesine inanıyorsa, bunu önce kendi içinde uygulamalıdır. Aksi takdirde, diğer ülkelere yönelik önerileri inandırıcılığını kaybeder.”

Didimoticho Vakıf Idaresi, bu açıklamaların ardından Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’nin asılsız ve bölücü iddialarına en somut şekilde yanıt veren resmi metnini Türkçe’ye çevirerek kamuoyuyla paylaştı.

ΔΕΜΠ Διδυμοτείχου: Η αποστομωτική απάντηση στην Άγκυρα για τους Μουφτήδες

Dışişleri Bakanlığı’nın, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Trakya’daki Müslüman Azınlık hakkındaki açıklamasına ilişkin duyurusu (09.04.2026)

Trakya’daki Müslüman Azınlık dini bir azınlıktır. Azınlığın hukuki statüsünü düzenleyen 1923 Lozan Antlaşması çoklu yorumlara açık değildir; azınlığın etnik değil, dini niteliği tartışmaya kapalıdır.
Lozan Antlaşması’nda Müftülerin azınlık tarafından seçilmesine dair hiçbir hüküm bulunmadığı gibi, Müftülerin adli ve idari yetkilerle donatılmış oldukları göz önüne alındığında böyle bir durumun gerçekleşmesi de mümkün değildir.
Yunan Devleti, 4964/2022 sayılı Kanun ile, aralarında kadınların da bulunduğu azınlık mensuplarından oluşan ve Müftülük makamı için en uygun adayları değerlendirip öneren bir komisyonun kurulmasını öngörmüştür.
Bu Kanun’un uygulanması kapsamında, yeni Didimotiho Müftüsü’nün atanma süreci tamamlanmış; Ksanti ve Komotini Müftülük makamlarının doldurulmasına ilişkin ilanlar ise halihazırda yayımlanmıştır. Tüm bunlar, Türkiye’nin kendi içerisinde Müftülerin atama yoluyla göreve geldiği bir dönemde gerçekleşmektedir.
Yunanistan, Avrupalı bir hukuk devleti olarak, Trakya’daki Müslüman Azınlık ile ilgili meseleleri tam bir sorumlulukla, kanun önünde eşitlik ve vatandaşlık hakları ilkeleri temelinde ele almakta ve özellikle üyelerinin dini özgürlüklerini güvence altına almaktadır.
Bazı kesimler apaçık olanı kabul etmeyi reddediyor diye bu durum değişmeyeceği gibi, Azınlığın uluslararası hukukta öngörülen tanımı da değişmeyecektir.