Komotini Müftü Naibi: Medine Konferansı’nda Birlikte Yaşam ve İtidal Vurgusu

Komotini Müftü Naibi Dr. Yaşar Şerif Damadoğlu Medine’de: İlim, Birlikte Yaşam ve Aşırıcılıkla Mücadele

Komotini Müftü Naibi Dr. Yaşar Şerif Damadoğlu, Suudi Arabistan’daki Medine İslam Üniversitesi tarafından düzenlenen uluslararası konferansa katılarak Trakya’nın resmi Müslüman toplumunu önde gelen dini liderler, akademisyenler ve araştırmacıların yer aldığı küresel bir platformda temsil etti.
Medine Bölgesi Emiri Prens Salman bin Sultan bin Abdülaziz’in himayesinde, Kral Salman Uluslararası Konferans Merkezi’nde 27-28 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen konferansın ana temasını “fikri sapmalarla” mücadele, aşırıcılığın önlenmesi, itidalin teşvik edilmesi ve dini, eğitimsel ve sosyal kurumlar arasındaki iş birliği oluşturdu.
Organizasyonda 34 ülkeden 30’u aşkın müftü ve 54 konuşmacı yer alırken, sunulan 130’dan fazla bildiriden onaylanan 56 hakemli bilimsel çalışma dokuz oturumda ele alındı ve etkinlik on tematik sergiyle desteklendi.
Komotini Müftülüğü’nün resmi açıklamasına ve Medine İslam Üniversitesi’nin ikinci gün bültenine göre (kendisi kayıtlarda açıkça Yunanistan Komotini Müftüsü unvanıyla yer almıştır), Dr. Yaşar Şerif Damadoğlu, İslamabad Uluslararası İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmed Saad el-Ahmed’in başkanlık ettiği zihinsel sağlık, bireysel dayanıklılık ve fikri sapmaların önlenmesi konulu altıncı oturumda söz aldı.
Konuşmasında doğru bilginin ve Müslümanların dinleriyle doğrudan ve sağlıklı bir temas kurmasının dengeli bir yaklaşım geliştirmedeki rolüne değinen Müftü Naibi, dini eğitimi birlikte yaşama kültürüyle doğrudan ilişkilendirerek bilginin İslam hakkındaki yanlış algıları çürütmedeki temel araç olduğunu vurguladı.
Konferans programı, Yusuf bin Muhammed bin Said ve Japonya’dan Akifumi Nomura’nın gündeme getirdiği dini metinlerin hatalı yorumlanması tehlikesi ve azınlık toplumlarında eğitim desteğinin önemi gibi başlıklardan, Balkanlar’daki fetva ve itidal tecrübelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsadı. Bu kapsamda Sırbistan’dan Mevlud Dudiç, Hırvatistan’dan Aziz Hasanoviç, Kosova’dan Naim Tırnava ve Arnavutluk’tan Buyar Spahiu tecrübelerini paylaştı. Dijital çağın getirdiği sınamaların da öne çıktığı etkinlikte, Oxford İslam Araştırmaları Merkezi Müdürü Farhan Ahmed Nizami güvenilir bilgi ile dezenformasyon arasındaki ayrıma dikkat çekerken, öğrencilerle yapılan atölyelerde yapay zekanın kamuoyunu şekillendirme gücü ve aşırılık yanlısı odakların sosyal medyayı istismarı incelendi. Takip eden oturumlarda Suudi üniversitelerinden mezun olanların dünya genelinde ılımlı yaklaşımları yaymadaki işlevleri Rusya, Endonezya, Hindistan, Türkiye, Kenya ve Meksika’dan temsilcilerce ele alınırken, organizasyon tehditlerin erken tespiti için dijital sistemler, eleştirel düşüncenin güçlendirilmesi ve din görevlileri ile eğitimcilerin formasyonunu içeren 31 tavsiye kararıyla sona erdi.
Yayın Notu / Editörün Yorumu (Nikos Arvanitis): Komotini Müftü Naibi Dr. Yaşar Şerif Damadoğlu’nun, Medine’de İslam dünyasının en üst düzey dini ve akademik temsilcilerinin bir araya geldiği küresel bir kürsüde kurumsal kimliğiyle ve ismiyle tescil edilerek yer alması, sıradan bir akademik temasın çok ötesinde stratejik bir gelişmedir. İnancın istismar edilmesine ve ideolojik sapmalara karşı çözümlerin arandığı bir dünya platformunda Yunanistan Trakyası, edilgen bir izleyici olarak değil; meşruiyetin, köklü tecrübenin ve kurumsal hukukun sesi olarak temsil edilmiştir.
Bu uluslararası temasın ortaya koyduğu ana gerçek son derece açıktır: Trakya’nın benzersiz, tarihsel olarak sınanmış dini birlikte yaşama, kanun önünde eşitlik ve barış içinde bir arada bulunma modeli her platformda öne çıkmakta ve uluslararası sınırlara taşan bir referans noktası teşkil etmektedir. Bölge dışı odakların ve yasa dışı paralel yapıların Trakya’da yapay gerilimler üretmeye, resmi müftülük kurumlarını yıpratmaya ve kutuplaştırıcı gündemler dayatmaya çalıştığı bir dönemde, Komotini’nin sesi doğrudan Suudi Arabistan’dan tüm dünyaya şu gerçeği hatırlatmıştır: Aşırıcılığın ve radikalleşmenin tek panzehiri derin ilim, kurumsal güvence ve Avrupa hukuk devleti çatısı altında samimi bir birlikte yaşam kültürüdür. İtidali ve toplumsal barışı savunan yetkin bir din adamının bu güçlü duruşu, kendilerini “hami” ilan eden vesayetçi çevrelerin tezlerini tamamen çürütmekte; Trakya’nın dışarıdan yönlendirilen değil, istikrar, saygınlık ve diyalog kültürü ihraç eden bir merkez olduğunu somut şekilde kanıtlamaktadır.