Sayın Tahsin, Mesele Bayrak Değildi: BİRLİK Gazetesinin İddialarına Madde Madde Cevap
Yazar: Nikos Arvanitis
Trakya gibi hassas bir bölgede gazetecilik, ucuz algı oluşturma yeteneğiyle değil; somut verilere bağlılık ve sağduyu ile her gün sınanmaktadır.
28 Ağustos Cuma günü yedi Türk motosikletçinin Komotini şehir merkezinden geçişiyle yaşanan son hadise, Türkçe yayımlanan BİRLİK gazetesi tarafından üretilmiş yeni bir kurgunun bahanesi haline getirildi. Gazetenin yazarı Sayın İlhan Tahsin, bir kez daha dramatize etme ve slogan üretme yöntemini seçerek «Türk bayrağı nedeniyle gözaltı», «Yunan medyasının turistleri hedef göstermesi», «alerji», «kompleks» ve «kolektif paranoya» gibi iddialara başvurdu.
Slogan sıralamanın habercilik sayılmaması ve bölge kamuoyunun sorumlu ve belgelere dayalı bilgi alma hakkı bulunması sebebiyle, BİRLİK gazetesindeki temel iddialara madde madde yanıt veriyoruz:
Birincisi, «Yalnızca Türk bayrağı taşındığı için polis kontrolü ve gözaltı yapıldığı» iddiasına dair: Bu iddia gerçeğin bütünüyle çarpıtılmasıdır. Türk bayrağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ulusal sembolüdür; tamamen yasaldır ve Yunanistan topraklarında yasaklı bir simge değildir. Yunanistan’da hiçbir yabancı ziyaretçi kendi ülkesinin bayrağını taşıdığı için kovuşturmaya uğramaz veya şüpheli muamelesi görmez. RodopiPress bu temel ilkeyi asla tartışmaya açmadığı gibi her zaman savunmuştur. Sayın Tahsin’in sorması gereken asıl soru şudur: Yunan polisinin (EL.AS.) bayraklar sebebiyle müdahale ettiğini kanıtlayan tek bir resmi idari belge, açıklama veya tanıklık var mıdır? Böyle bir kanıt bulunmadığı sürece denetimi bayrağa bağlamak, keyfi bir algı operasyonundan öteye geçemez.
İkincisi, «Yunan medyasının yerel halkı kışkırttığı ve hedef gösterdiği» iddiasına dair: Sayın Tahsin yerel basına kasıt ve provokatif niyetler atfederken olayın asıl çıkış noktasını titizlikle gizlemektedir. Kamuoyundaki tartışma ve yetkili makamların harekete geçmesi araçların turistik geçişinden değil, kamusal alanda aşırı milliyetçi «Ülkü Ocakları / Bozkurtlar» selamını doğrudan çağrıştıran kayıt altına alınmış hareket ve jestlerden kaynaklanmıştır. Ayrım son derece açıktır: Komşu bir devletin resmi sembolü başka bir şeydir; aşırı, paramiliter nitelikli sembollerin sergilenmesi bambaşka bir şeydir. Türk bayrağı Bozkurtlara ait değildir ve siyasi içerikli davranışları örtbas etmek için bir kalkan olarak kullanılamaz. RodopiPress olayı itidalle kayda geçirmiş; hadisenin ne saf bir turistik gezi olarak hafife alınabileceğini ne de gereksiz bir milliyetçi histeriye dönüştürülebileceğini en baştan vurgulayarak kurumlara ve toplumsal barışa tam bağlılık çağrısında bulunmuştur.
Üçüncüsü, «Keyfilik ve baskı» iddialarındaki iç çelişkiye dair: BİRLİK gazetesinin kendi haberi dahi, polis makamlarının seyahat belgeleri ve araçlar üzerinde üç saatlik kapsamlı bir denetim gerçekleştirdiğini, yasallığı tespit ettiğini ve herhangi bir suç unsuru veya yasadışı eşya bulunmaması üzerine motosikletçilerin yollarına devam etmesi için derhal serbest bırakıldığını kabul etmektedir. Bir Avrupa hukuk devletinin işleyişi tam olarak budur: Yetkililer şüphe veya ihbar olduğunda kontrol yapar; yasallık teyit edildiğinde ise vatandaş engelsiz biçimde yoluna devam eder. Ne bir gözaltı kararı alınmış, ne adli işlem başlatılmış, ne de herhangi bir bayrağa el konulmuş veya kaldırılması istenmiştir. O halde «devlet paniği» ve «baskı» suçlamaları tam olarak neye dayandırılmaktadır?
Dördüncüsü, gazetecilik tutarlılığı ve mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesine dair: Rolleri bir anlığına tersine çevirelim: Organize bir Yunan motosikletli grubu, ellerinde Yunan bayraklarıyla Türkiye’nin hassas bir bölgesinden geçse, milliyetçi sembolik hareketler sergilese ve Türk polisi onları pasaport kontrolü için durdurup herhangi bir suç unsuru bulamadıktan üç saat sonra serbest bıraksa; Sayın Tahsin Türk makamları için «hoşgörüsüzlük» ve «paranoya» ifadelerini kullanır mıydı? Cevap gayet açıktır. Savunduğumuz karşılıklılık ilkesi yüzeysel bir dengeleme çabası değil, ahlaki ve mesleki bir duruştur: Eşit değerlendirme ölçütü, haklara saygı, milli sembollere saygı ve kaynağı ne olursa olsun milliyetçiliğin açıkça reddedilmesi.
Beşincisi, Mustafa Kemal’in İzmir’deki anlatısına başvurulmasına dair: Sayın Tahsin, Mustafa Kemal’in 1922’de İzmir’e girerken yere serilen Yunan bayrağına basmayı reddettiğine dair bilinen anlatıya sığınmaktadır. Ancak bu hikaye Türk eğitim sisteminde diplomatik nezaket amacıyla öne çıkarılırken dönemin acı tarihi gerçekleri çok farklı bir tabloyu kaydetmektedir: Rum ve Ermeni nüfusa yönelik katliamlar ve yağmalar; üç gün sonra İzmir’in sistematik biçimde yakılması (Falih Rıfkı Atay gibi Kemal’in yakın çevresindeki tarihi kaynakların da Hristiyan varlığını silmeye yönelik önceden planlanmış bir eylem olduğunu teyit ettiği yangın) ve Metropolit Hrisostomos’un askeri vali Nurettin Paşa tarafından kalabalığa teslim edilerek linç edilmesi. Milli sembollere saygıya dair ahlaki mesaj ele alınacaksa bile bu koşulsuz geçerli olmalıdır: Yunanistan’da Türk bayrağına saygı gösterildiği gibi Türkiye’de de Yunan bayrağına aynı saygının gösterilmesi şarttır.
BİRLİK yazarına kişisel olarak hatırlatılması gereken bir boyut: Bütün bu yazıları Yunanistan’da özgürce kaleme alabilmeniz, Yunan Polisini, Yunan toplumunu ve Yunan devletini sert biçimde eleştirebilmeniz ve fikirlerinizi hiçbir hapis korkusu yaşamadan yayımlayabilmeniz; bizzat şikayet ettiğiniz demokratik düzenin en açık kanıtıdır. Yunanistan’ı eleştirme özgürlüğünüz anayasal güvence altındadır ve tam anlamıyla saygı görmektedir. Ancak tam da bu özgürlük ortamı mevcut olduğu için, hiç kimsenin sizin kurgulanmış anlatınızı körü körüne kabul etmesini bekleme hakkınız yoktur.
Komotini ve Yunan Trakya, yapay gerilimlerin sahası veya «sembol savaşları»nın sahnesi değildir. Burası, Hristiyan ve Müslüman vatandaşların eşit vatandaşlık ve Avrupa hukuku çerçevesinde bir arada yaşadığı, ürettiği ve geleceğe yürüdüğü gerçek bir toplumdur. Kamuoyuna seslenenlerin görevi gerçeğe hizmet etmektir, düşman üretmek değil. Sayın Tahsin, eleştiri meşrudur; ancak ifade özgürlüğü doğruluk yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz: Gümülcine’deki gerçekler, BİRLİK gazetesinin yanıltıcı manşetlerinden kıyaslanamayacak kadar sağduyulu ve sakindir.
RodopiPress Yayın Kurulu Yorumu: Rutin ve tamamen yasal bir güvenlik denetimini milliyetçi propaganda aracına dönüştürme girişimi, Yunan Trakya’daki toplumsal barışa ve kurumsal istikrara zarar vermektedir. RodopiPress, olayların nesnel biçimde kayda geçirilmesine, hakikatin savunulmasına ve her türlü yapay kutuplaşmanın reddedilmesine olan bağlılığını sürdürmekte; hukuk devletinin baskı veya manipülasyonla yönlendirilemeyeceğini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Kaynak / Menşe: RodopiPress (İlhan Tahsin’in BİRLİK gazetesinde yayımlanan yazısına editoryal yanıt)





