ÖZEL HABER: Trakya’da Kara Para “Endüstrisi” – Lüks Yaşam, Hayali İftarlar ve Kiralanmış Medya
Yazan: Nikos Arvanitis
Şeffaflıktan uzak finansman yöntemleri, mali suistimaller ve gösterişli zenginleşme ağı gün yüzüne çıkıyor. Bu yapı, Trakya’daki konsolosluk mekanizmalarını ayakta tutan sistemi gözler önüne seriyor. 2025 yılı boyunca Ankara’nın stratejisinin, etki satın almak amacıyla “kara fonları” kullanmaya odaklandığı; buna karşılık DEB’in (KİEF) lider kadrosunun, azınlığın yaşadığı sorunlarla taban tabana zıt bir yaşam tarzı sergilediği iddia ediliyor.
1. 2025 Yöntemi: “Hayali” İftarlar Bir Aklama Mekanizması mı?
Konsolosluk çevresindeki yapılanmanın faaliyetlerine ilişkin incelemeler, sözde müftülük yapısı kontrolündeki dini iftar organizasyonlarının, nakit akışının ana kanalı haline geldiğini ortaya koyuyor.
-
Yapay Gider Şişirmesi: Örneğin Işıklar (Ήπιο) köyündeki bir iftar için 2.000 porsiyon yemek ödeneği ayrıldığı; ancak katılımın 350 kişiyi geçmediği öne sürülüyor. 1.650 “mevcut olmayan” porsiyondan doğan farkın lider kadroya aktarıldığı iddia ediliyor. Gümülcine ve İskeçe’deki sözde müftülerin, ASETMDΘ adlı gayriresmî yapının liderliğinde aktif rol aldığı belirtiliyor.
-
Belediye Kılıfı: Türkiye’den bazı belediyelerin (örneğin Sultangazi Belediyesi) “sponsor” olarak gösterildiği; bütçelerinden aktarılan kaynakların “kültürel faaliyet” gerekçesiyle Trakya’daki yapılara yönlendirildiği öne sürülüyor.
2. Vicdanların Satın Alınması: Kiralık Medyaya Yıllık 140.000 Avro
Sistemin, Türkçe yayın yapan bazı medya organları aracılığıyla korunduğu belirtiliyor.
-
Propagandanın Bedeli: İddialara göre bazı azınlık medyası sahipleri yıllık 100.000 ila 140.000 avro arasında ödeme alıyor.
-
Karşılık: Bu ödemelerin, Yunanistan topraklarında “müdahale” faaliyetleri yürütmek, istenmeyen gazeteciler hakkında bilgi toplamak ve konsolosluk yetkililerinin katıldığı faaliyetlere iletişim desteği sağlamak amacıyla verildiği ileri sürülüyor.
3. Gizli Fonlar ve “Maaş Listeleri”
Konsolosluk bağlantılı propaganda faaliyetlerinin üç ana kaynağa dayandığı iddia ediliyor:
-
Diyanet İşleri Başkanlığı (DIYANET): 3 milyar doları aşan bütçesiyle Trakya’da 3.500–4.000 kişiye ödeme yapıldığı öne sürülüyor. Sadece İskeçe’de 1.234 kişinin bu fonlardan maaş aldığı iddia ediliyor.
-
YTB (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı): Trakya’da “özel etki operasyonları” için yılda 10 milyon Türk lirasından fazla kaynak aktardığı belirtiliyor.
-
TİKA: Balkanlar’da (Yunan Trakya’sı dâhil) 313 milyon dolarlık harcama yaptığı; cami restorasyonlarının ekonomik nüfuz için araç olarak kullanıldığı iddia ediliyor.
4. Gösterişli Yaşam ve İç Gerilimler
Tabanda rahatsızlık yaratan bir başka unsur ise bazı isimlerin yaşam tarzı:
-
Lüks seyahatler, pahalı kıyafetler ve 2.000 avroya varan aksesuarlar (örneğin Miu Miu çanta ya da pahalı spor ayakkabılar) kamuoyunda tepki çekiyor.
-
Resmî mesleği olmayan bazı kişilerin 50.000 avro üzeri lüks araçlarla dolaştığı iddia ediliyor.
-
Dernek kasalarında oluşan “kara delik” nedeniyle Ankara’nın yeni isim arayışına girdiği konuşuluyor.
-
Avrupa ülkelerinde, “baskı altındaki azınlık” anlatısını güçlendirmek için yapay zekâ ve arşiv görüntüleri kullanılarak kampanyalar yürütüldüğü öne sürülüyor.
5. Yargı Süreci ve İletişim Krizi
Gazeteci Nikos Arvanitis’in açtığı dava sonrasında yaşanan gelişmeler, sistemin iç açmazlarını gün yüzüne çıkardı. Ahmet Sadık’ın eşi Işık Sadık’ın sürece dâhil edilmesi, tabanı konsolide etmeye yönelik “son çare” hamlesi olarak yorumlanıyor. Eleştirmenlere göre bu girişim, mali iddialardan dikkatleri uzaklaştırma çabası.
RodopiPress’e yönelik baskı iddiaları ve bilgi akışını engelleme girişimleri, lider kadronun artan huzursuzluğuna işaret ediyor. Eleştiriler, bazı isimlerin lüks yaşam tarzının bölgenin gerçek sorunlarının önüne geçtiği yönünde yoğunlaşıyor.
6. Sonuç
İftar organizasyonları üzerinden yürütüldüğü öne sürülen finansal mekanizmalar ve medya ilişkileri, ciddi şeffaflık sorunlarına işaret ediyor. Lider kadronun, gösteriş ve iç rekabet nedeniyle tabanla bağını zayıflattığı yorumları yapılıyor.
Beklenen siyasi sonuçların alınamaması ve ASETMDΘ’nin önceki yönetiminden kalan borç iddiaları, Ankara’nın olası müdahalesi ve kadro değişimi söylentilerini güçlendiriyor. Azınlık Bilim İnsanları Derneği’ndeki (SEM) son seçim süreçlerinin şeffaflık tartışmaları da bu tabloyu tamamlayan gelişmeler arasında gösteriliyor.





