Trakya’da “Kardeş”, Türkiye’de “Yabancı”: Soydaşların Mülteci Statüsüne İndirgenen Sağlık Hizmetleri

Ankara’nın Batı Trakya soydaşlarını “ana vatanın kucaklayıcı evlatları” olarak tanımlayan siyasi söylemi, sert bürokratik gerçeklikle çarpışıyor. Batı Trakyalı Türklerin Türkiye’deki sağlık sisteminde maruz kaldıkları uygulamalara ilişkin son açıklamalar, “soydaş” (soydaş) kimliğinin nasıl “göçmen” ve “mülteci” statüsüne indirgenebildiğini gözler önüne seriyor.

“99” numarasının yarattığı damga

Sorunun merkezinde, “99” ile başlayan Yabancı Kimlik Numarası yer alıyor. Bu idari gerekçe ile Türkiye’de yaşayan, çalışan ve sosyal güvenlik sistemine dahil olan binlerce Batı Trakya Türkü, bir anda ulusal birinci basamak sağlık hizmetlerinin dışına itiliyor.

  • Aile Sağlığı Merkezlerinden silinme: Yıllardır mahallelerindeki aile hekimlerine kayıtlı olan insanlar topluca sistemden çıkarılıyor.

  • Zorunlu yönlendirme: Soydaşlar, yalnızca mülteciler ve sığınmacılar için oluşturulmuş Göçmen Sağlığı Merkezlerine sevk ediliyor.

Dil paradoksu: Yunancadan… Arapçaya

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı açıklamalarda, Batı Trakya Türklerinin iki ülke arasında sıkışıp kaldığı bu tabloyu “sürreal” olarak nitelendirdi.

“Yunanistan’da Batı Trakya Türkleri hastaneye gittiklerinde Yunanca konuşmaya zorlanıyor. Türkiye’ye geldiklerinde ise derdini Suriyeli doktorlara, Suriyeli tercümanlar aracılığıyla anlatmak zorunda kalıyorlar.”

Öztürk’ün aktardığı en çarpıcı örnek ise Türkiye’de reçete edilen bir ilaca ait kullanım talimatının Arapça olmasıydı. Hasta Türk, ilaç Türk malı; ancak prospektüs Arapça. Bu durum, devletin bu insanları topluma nasıl dahil ettiğine dair ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Siyasi baskılar ve Ankara’nın “cevabı”

Hasan Öztürk’ün verdiği soru önergesiyle konu Meclis gündemine taşındı. Öztürk, Batı Trakya Türklerinin, Lozan sonrası İstanbul Rumlarına karşılık Yunanistan’da bırakılan tarihsel bir topluluk olduğunu ve kimliklerini korumak için ağır bedeller ödediklerini hatırlattı.

İktidar cephesinden ise AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Cem Kürşad Hasanoğlu, meselenin Sağlık Bakanlığı’na iletildiğini ve inceleneceğini açıkladı. Ancak on binlerce soydaş için bu “bekleme süresi”, günlük hayatta yaşanan bir aşağılanma anlamına geliyor.

Sonuç: Söylem ile uygulama arasındaki uçurum

Ortaya çıkan tablo, iki vitesli bir politikanın varlığına işaret ediyor. Batı Trakya Türkü, Yunanistan sınırları içindeyken Ankara için güçlü bir diplomatik argüman. Ancak “ana vatana” adım attığında, bir anda “99” ile başlayan bir numaraya indirgeniyor ve Suriye savaşının mültecileriyle aynı kuyruklara mahkûm ediliyor.

Bu tablo, kendisini “kardeş” olarak tanımlayan bir devletin, soydaşını fiilen “üvey evlat” konumuna itmesinin yarattığı derin kırgınlığı açıkça ortaya koyuyor.