Sözde müftü Mustafa Trampa ve FETÖ: Meşru Müftülerin Yanında Duran Din Görevlilerine Yeni Saldırı

Trampa’dan, Türk Konsolosluğunun çizgisinden uzaklaşan din görevlileri ve azınlık mensuplarına yönelik yeni suçlamalar

Yazan: Nikos Arvanitis

Sözde müftü Mustafa Trampa’nın, İskeçe’de görülen dava sırasında meşru müftülerin yanında yer alan din görevlilerinin “Gülenist” olduğunu ileri sürmesi, bir kez daha Ankara’nın ve bizzat Erdoğan rejiminin propagandasının tam anlamıyla uyumlu bir sözcüsü ve maaşlı bir mekanizması gibi hareket ettiğini göstermektedir. Trampa, Türkiye’deki rejimin kendisine muhalif gördüğü herkese karşı uyguladığı siyasi baskı, hedef gösterme ve tasfiye yöntemlerini aynen kopyalayarak her yerde “Gülenist” görmektedir.

OdaTV’nin haberine göre, İskeçe’deki Çınar Camii’nde yaşanan olaylar nedeniyle yargılanan Müslüman azınlığa mensup dört kişinin davası 18 Haziran tarihine ertelendi. Ancak kamuoyunun ilgisi mahkeme salonundan çok adliye önünde yaşananlara yöneldi. Haberde, “Türkler dışarı” ve “Yunanistan” sloganlarının atıldığı belirtilirken, İskeçe’nin sözde müftüsü Mustafa Trampa, gösteriye FETÖ ağına mensup firari kişilerin de katıldığını ve bunların azınlığın mücadelesine zarar verecek bir atmosfer oluşturmak amacıyla organize şekilde bölgeye getirildiğini iddia etti.

Sözde müftü Mustafa Trampa, konuyu “sözde müftülük, eğitim ve Batı Trakya’daki azınlık hakları meselesiyle” ilişkilendirirken, yasa dışı şekilde faaliyet gösteren “İskeçe Türk Birliği”nin eski başkanı Ozan Ahmetoğlu ise “Türk azınlığın hedef alındığını” savundu ve Türkiye’deki kurumlar ile hukuk çevrelerinden desteğin sürdürülmesini talep etti.

Eski Gümülcine Müftü Vekili’nin maruz kaldığı hakaret ve saldırılarla ilgili bir davada FETÖ’nün gündeme getirilmesi son derece çirkin bir tutumdur ve Türkiye’deki otoriter siyasi atmosferin Yunanistan topraklarına taşınmaya çalışıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Yunanistan’ın, Erdoğan rejiminin takıntıları, tasfiyeleri ve iç hesaplaşmalarıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Trampa’nın son açıklamaları, hukukun uygulanması karşısında yaşanan paniği ve korkuyu artık açıkça göstermektedir. Yapay gerilim oluşturma, fanatizmi körükleme ve Türk propagandasını Yunan Trakya’ya taşıma girişimlerine rağmen gerçek değişmemektedir: Yunanistan’da hukuk geçerlidir ve bazı çevrelerin bundan kaçınma çabalarına rağmen eksiksiz şekilde uygulanacaktır.

Sözde müftü Mustafa Trampa, Yunanistan içinde Ankara’nın siyasi temsilcisi gibi hareket etmekte; ayrışmayı, fanatizmi ve gerilimi beslemektedir. Kamuoyuna yönelik açıklamaları ne birlikte yaşamaya ne de azınlığın haklarına hizmet etmektedir. Bunlar, yalnızca Türkiye’nin Batı Trakya’daki siyasi hedeflerine hizmet eden müdahalelerdir.

Yunan Trakya Müslümanları, tüm hak ve özgürlüklere sahip, Yunan Cumhuriyeti tarafından korunan Yunan vatandaşlarıdır. Ne Ankara’dan gelecek yönlendiricilere ne de bölgede Türk rejiminin temsilcisi gibi davranmaya çalışan kişilere ihtiyaçları vardır. Azınlığı yabancı çıkarlar adına araçsallaştırmakta ısrar edenler, aslında kendi gerçek rollerini ve Türkiye’ye olan tam siyasi bağımlılıklarını ortaya koymaktadır.

Editörün Yorumu

FETÖ’nün (Gülen yapılanmasının) bir Yunan mahkeme salonunda gündeme getirilmesi ve üstelik eski Gümülcine Müftü Vekili’nin Çınar Camii’nde ibadet etmek için bulunduğu sırada maruz kaldığı hakaret ve saldırıları konu alan bir dava kapsamında kullanılması, sadece siyasi açıdan çirkin değil, aynı zamanda son derece açıklayıcıdır. Bu durum, konsolosluk mekanizmasının günümüz Türkiye’sindeki otoriter, kutuplaştırıcı ve baskıcı atmosferi Yunanistan topraklarına taşıma yönündeki umutsuz çabasını gözler önüne sermektedir. Yunanistan bir Avrupa hukuk devletidir ve Erdoğan rejiminin takıntıları, iç tasfiyeleri ve hesaplaşmalarıyla hiçbir ortak noktası yoktur.

Sayın Trampa’nın son açıklamaları, meşru müftülüklerin kurumsal olarak güçlendirilmesi ve hukukun tavizsiz uygulanması karşısında yaşanan paniği artık gizleyememektedir. Yapay gerilim üretme, fanatizmi körükleme ve azınlığı yabancı çıkarlar adına araçsallaştırma çabalarına rağmen Batı Trakya’daki gerçek değişmemektedir. Sayın Trampa, Ankara’nın siyasi temsilcisi gibi hareket etmektedir. Ancak Müslüman vatandaşlarımız, anayasal hak ve özgürlüklere sahip Avrupalı ve Yunan vatandaşlarıdır. Onların ne yabancı bir otoriterliğin yerel temsilcilerine ne de toplumu bölmekten başka bir sonuç üretmeyen yönlendiricilere ihtiyacı vardır. Yunan Trakyası’nda geçerli olan hukuktur ve hukuk sonuna kadar uygulanacaktır.