“Güdümlü” Zeybek ve Azınlık Okulları Provokasyonu

“Güdümlü”*  Zeybek ve Azınlık Okulları: Provokasyon, Lozan ve Yunan Mevzuatı

Zeybek Bakanlığa Karşı: Azınlık okulları üzerinden provokasyon, Lozan ve Konsolosluğun “oyunu”

Batı Trakya’da bir kez daha, eski SYRIZA ve eski Yeni Sol (Nea Aristera) milletvekili olan ve bölgede “güdümlü/piyon” (Egkathetos) faaliyetleriyle bilinen İskeçe “bağımsız” milletvekili Hüseyin Zeybek’in başrolde olduğu, iyi kurgulanmış yapay bir gerilim yaratma operasyonuyla karşı karşıyayız.

İskeçe milletvekilinin, iki çocuğun İskeçe Azınlık İlkokulu birinci sınıfına kaydedilmemesiyle ilgili olarak sunduğu son soru önergesi, öğrencilerin haklarına yönelik masum bir “duyarlılık” taşımamaktadır. Aksine bu hamle, uluslararası antlaşmaların metnini ve ruhunu, aynı zamanda iç hukuk düzenini ihlal etmeyi amaçlayan, belirli ve üstü kapalı ajandalara hizmet eden son derece saldırgan bir siyasi müdahaledir.

Bölgedeki yasa dışı ve tanınmayan yapıları (Gümülcine Türk Başkonsolosluğu’nun güdümünde faaliyet gösteren sözde “Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği” gibi) varlığıyla meşrulaştırmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan Sayın Zeybek, şimdi de eğitimi araçsallaştırmaya çalışıyor. Peki ama olayın gerçek hukuki boyutu nedir ve bu iletişimsel havai fişeğin arkasında ne gizleniyor?

Azınlık Eğitiminin Hukuki Temeli: Neyi Kasten Görmezden Geliyorlar?

Yunanistan Trakya’sındaki azınlık eğitimi, bölgede ikamet eden veya buraya yerleşen her Müslüman’a açık, genel ve paralel bir eğitim sistemi değildir.

Bu eğitim, 1923 Lozan Antlaşması’ndan doğan, katı bir şekilde tanımlanmış özel bir koruma statüsüdür. Bu statü, yalnızca Batı Trakya’daki Müslüman azınlığı, yani tarihsel olarak Türk-Yunan nüfus mübadelesinden muaf tutulan belirli nüfusu kapsar.

Antlaşmanın kendisi (40, 41 ve 45. maddeler), bu hakları Türkiye’deki gayrimüslim azınlıklarla mütekabiliyet (karşılıklılık) esasına göre açıkça tanımlamaktadır. Antlaşma metninin hiçbir yerinde azınlık okullarının, koruma altındaki azınlıkla bağına bakılmaksızın her Müslüman için genel kullanıma açık yapılar olduğu belirtilmemiştir.

Sayın Zeybek’in bu sınırları bulanıklaştırma çabası masum değildir; doğrudan bu kurumun yapısını ve karakterini bozmayı hedeflemektedir.

Karma Evliliklerin Tuzağı ve Hukuki Boşluk İddiasının Asılsızlığı

Söz konusu olayda, iki çocuğun ebeveynlerinden biri azınlık mensubu, diğeri ise Müslüman inancına sahip bir yabancı uyrukludur (üçüncü ülke vatandaşı).

Bu özel durum ne Lozan Antlaşması’nda ne de Yunan devletinin bu konudaki temel düzenleyici yasası olan 694/1977 sayılı Kanun’da (“Batı Trakya Müslüman Azınlık Okulları Hakkında”) açıkça ele alınmıştır. Dolayısıyla mesele tamamen idari ve yorumsal bir nitelik taşımaktadır. Durum, yalnızca anayasal devletin yetkili makamlarının takdirini gerektirir; Anayasa’yı (4, 5, 13 ve 16. maddeleri) sadece algı yaratmak istediğinde hatırlayan bir milletvekilinin tehditkar çığlıklarını değil.

Eğitimden “Dışlanma” Konusundaki Büyük Yalan

Sayın Zeybek ve onu destekleyen bilinen çevrelerin retoriği, çocukların eğitimden “dışlandığına” dair bir anlatı kurgulamaya çalışıyor. Bu, son derece kaba bir yalandır.

Yunanistan’da hiçbir çocuk eğitim hakkından mahrum bırakılmaz. Yunan Devleti, dini, kökeni veya vatandaşlığı ne olursa olsun ülkede ikamet eden tüm çocuklara kamuya açık ve ücretsiz eğitim sağlamaktadır. Söz konusu çocuklar, ülkenin devlet okulu sistemine tam ve doğrudan erişim hakkına sahiptir. Dolayısıyla asıl soru bu çocukların eğitim alıp almayacağı değil, özel bir olumlu ayrımcılık (pozitif ayrımcılık) statüsüne dahil edilmek için gerekli olan katı şartları karşılayıp karşılamadıklarıdır.

Sonuç: Bakanlığın Cevabı Acımasız/Tavizsiz Olmalıdır

Eğitim Bakanlığı şimdi bu parlamento sorusuna yanıt vermek durumundadır. Atina’nın vereceği yanıt, hiçbir yanlış yorumlamaya veya geri adıma yer bırakmamalıdır.

Trakya; iletişimsel havai fişeklerin, iç tüketime yönelik hamlelerin ve var olmayan sorunları “uluslararasılaştırmayı” amaçlayan konsolosluk yanlısı planların oyun alanı haline gelemez.

Uluslararası ve ulusal hukukun uygulanması, siyasi hamasetle değil; meşruiyete olan inançla ve bölgenin kurumsal normalliğinin zırhlandırılmasıyla sağlanır.

Kaynak: rodopipress.gr

Editör: Nikos Arvanitis

Editörün Notu: Hüseyin Zeybek’in tamamen hukuki-idari bir konuyu büyük bir siyasi meseleye dönüştürmeye yönelik planlı çabası, Trakya’nın kurumsal gerçekliğine duyduğu derin saygısızlığı gözler önüne sermektedir. Yunan parlamentosunun bir milletvekili, konsolosluk emellerinin bir aktarım kayışı gibi çalışmayı ve reşit olmayan öğrencilerin sırtından yapay gerilimler yaratmayı tercih ettiğinde, Devlet yasalara dayanarak tavizsiz bir şekilde yanıt vermekle yükümlüdür. Eğitim hakkı kutsaldır ve devlet okullarında herkes için güvence altındadır. Ancak ayrıcalıklı, özel statülerin net sınırları ve hak sahipleri vardır. Bunları keyfi olarak genişletmeye yönelik her türlü girişimin karşısında duracağız.

* ¹ Editörün Notu: “Güdümlü” (Egkathetos) terimi, burada tam etimolojik ve siyasi karşılığıyla kullanılmıştır. Antik Yunanca ἐγκαθίημι (içine yerleştirmek/sızdırmak) fiilinden türeyen bu kavram, “bir makama veya konuma, gizli ve sinsi amaçlarla birileri tarafından yerleştirilen, yeraltı faaliyetleri yürüten kişi” anlamına gelir. Siyaset bilimi ve diplomasi literatüründe bu terim; özgür iradeden yoksun, yabancı bir gücün emirlerini uygulamakla görevlendirilmiş bir organ veya “aktarım kayışı” gibi çalışan figürleri tanımlar. Bu tür figürlerin temel amacı, mevcut hukuki düzeni sabote etmek ve yapay gerilimler üretmektir.