Yunan Trakya: Yargıya Yönelik Baskı “Azınlık Hakkı” Olarak Nitelendirildiğinde
Yazan: Nikos Arvanitis
Yüksek dramatik üsluba ve düşük kurumsal sorumluluğa sahip bir “çağrı” metniyle; aşırı sağcı, islamofaşist DEB/KIEF partisi, paralel dinî ve paralel devlet yapılanması olan “Sözde Müftülüklerin” temsilcileri, yasa dışı, düzensiz veya yasal görünümlü konsolosluk yanlısı derneklerin küçük aktörleri ile bu girişimin altına imza atan diğer figüranlar, genel ceza hukukuna giren suçların işlenmesini siyasî ve azınlıksal bir “gerilla mücadelesine” dönüştürmeye çalışmaktadırlar.
Adalet, somut olaylar hakkında karar vermek üzere göreve çağrılmaktadır. Ancak bazıları, baskıyı “dayanışma” maskesi altına gizleyerek mahkeme salonlarının önünde halk mahkemeleri kurmayı tercih ediyor gibi görünmektedir.
Açıklamanın verdiği mesaj çok net: Yargı tarafından denetlenen her kim olursa olsun, otomatik olarak bir “mücadele sembolü” ilan edilmelidir. Yasalara uyulmasını talep eden veya buna karşı çıkan herkes ise neredeyse azınlık düşmanı olarak sunulmaktadır. Bu, tehlikeli ve son derece ayrılıkçı bir mantıktır.
“Baskı” Profesyonelleri ve Yargının Hedef Alınması
Batı Trakya, yalnızca bir çatışma ortamı sürdürdüklerinde siyasî olarak hayatta kalabilen “baskı profesyonelleri” ve yapay gerilimler yüzünden geçmişte ağır bedeller ödemiştir. Her hukûkî süreç bir “tarihî zulüm”, devletin her müdahalesi “haklara yönelik bir saldırı” ve yasallığı uygulama yönündeki her çaba ulusal bir mesele olarak sunulmaktadır.
İmalar, sloganlar ve örgütlü çağrılar yoluyla kişi ve kurumların kamuoyu önünde hedef gösterilmesi ise daha da kışkırtıcıdır. Toplumsal barış, kitleleri fanatikleştiren çağrılarla ya da Adalet mekanizmasına karşı bir “halk kuşatması” görüntüsü yaratmaya çalışan gösterilerle korunamaz.
Açıkça ifade edelim:
-
Fanatizme Hayır: Şiddet, zorbalık ve öfke iklimi yaratma çabalarının demokratik bir toplumda yeri yoktur.
-
Tehlikeli Oyunlar: Siyasî ikbalini fanatizme bağlayanlar, barış içinde yaşamak isteyen sıradan vatandaşların sırtından tehlikeli oyunlar oynamaktadırlar.
-
Yasalar Herkes İçin Geçerlidir: Hassas kimlik meselelerini öne sürerek yargı denetiminden muaf tutulacak “kutsal” vatandaş grupları bulunmamaktadır.
Azınlık, kendisini siyasî nüfuz için araçsallaştıranlar tarafından değil; yasa önünde eşitlik, demokrasi ve barış içinde bir arada yaşama iradesiyle korunur. Ve son tahlilde, eğer bazıları hukuk devletine gerçekten inanıyorlarsa, “mücadele” üzerine büyük laflar etmeyi bıraksınlar ve örgütlü baskılar, körüklenen gerilimler ve kurgulanmış güç gösterileri olmaksızın mahkemelerin kendi işlerini yapmalarına izin versinler.
Editörün Notu
KIEF ve bölgedeki malum paralel yapılar tarafından yargıyı araçsallaştırmaya yönelik bu yeni ve planlı girişim, onların süregelen şu hedefini teyit etmektedir: Batı Trakya’da kendilerine has bir imtiyazlı yargı (yargı dışılık) rejimi yaratmak. Bu mekanizmanın unsurları ne zaman genel ceza hukukuna giren suçlar nedeniyle kanunla karşı karşıya gelse, kamuoyunu fanatikleştirmek ve yargı mensupları üzerinde psikolojik baskı kurmak adına hemen “millî/etnik zulüm” retoriği devreye sokulmaktadır.
Bizler için burada, Rodop’ta, bu tür “halk kuşatması” eksenli algı operasyonlarına verilecek cevap kesin, net ve tek anlamlı olmalıdır: Yasa önünde eşitlik ve adil vatandaşlık. Azınlığın, mahkeme salonunu siyasî bir kürsü gibi kullanan ham hisli hamilere ihtiyacı yoktur. Bölgemizdeki toplumsal huzur ve barış içinde bir arada yaşama kültürü, ancak yasalar istisnasız, hiçbir “kutsal ineğe” geçit vermeden, dikey ve yatay olarak uygulandığında ve hukuk devleti gerilim profesyonellerinin örgütlü baskılarına boyun eğmediğinde güvence altına alınabilir.
-
Kaynak: Siyasî Analiz / Azınlık Kurumlarının Basın Bildirileri / Batı Trakya Adliye Muhabirliği Yayın Hazırlık: RodopiPress Newsroom
Θράκη: Όταν η πίεση στη Δικαιοσύνη βαφτίζεται «μειονοτικό δικαίωμα»





