Ankara’nın “Milliyetçi Folkloru” ve İdeolojik Kuşatma: Liderliğin Modern Trakya’dan Tamamen Kopuşu
Yazan: Nikos Arvanitis
Batı Trakya’daki azınlık liderliğinin son dönemdeki hamleleri —Ankara’daki temaslar ve Gümülcine’deki (Komotini) anma etkinlikleri ekseninde— konsolosluk yanlısı kapalı μια grubun, bölgeye bir “kuşatma και milliyetçilik” anlatısı dayatma konusundaki sistematik çabasını gözler önüne seriyor.
Ankara Temasları: TİKA ve YTB Kıskacı
23 Ocak 2026 tarihinde, DEB Partisi Onursal Başkanı Işık Sadık Ahmet, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren‘i ziyaret etti. Aslen Yunanistan Trakyası (Arriana/Arriana Belediyesi) kökenli olan Sayın Eren ile yapılan bu görüşme, Ankara’nın “gönül coğrafyası” ve “kurumsal vizyonu” gibi kavramlar üzerinden servis edildi. Bu tür ifadeler, milliyetçi folkloru pekiştirirken azınlığın Ankara’ya olan bağımlılık bağlarını güçlendirmeyi hedefliyor.
Bir gün önce, 22 Ocak‘ta ise Işık Sadık Ahmet YTB (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı) binasındaydı. Burada Başkan Abdulhadi Turus, Sadık Ahmet anısına yayımlanan kitabı teslim aldı (veya takdim etti). Finansörün (YTB) “hafıza ürünü” olan bu kitabın hemen yanında boy göstermesi, bunun kendiliğinden gelişen bir hareket değil, belirli bir siyasi miti yaşatmak için kurgulanmış bir strateji olduğunu kanıtlıyor.
Kuşatma Stratejisi ve Gümülcine Etkinlikleri
Bu yapζılın diğer parçası ise, Yunan karşıtı faaliyetleriyle bilinen paralel yapı “BTTADK” (Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu) tarafından 29 Ocak için Gümülcine’de duyurulan etkinliktir.
-
Konuşmacılar: Konsolosluk yanlısı dini aktör İbrahim Şerif ve Pervin Hayrullah.
-
Moderatör: Gazeteci Hülya Emin.
Geçmişteki olaylara takılıp kalma ve “milli direniş” retoriği, Trakya’daki Yunan vatandaşlarını dar bir “azınlık” mantığına hapsetmeyi amaçlıyor. Bu grup, muhafazakâr ve milliyetçi anlatılar dayatarak vatandaşları toplumsal gelişimden koparmaya και bir nevi “getto” mantığına mahkûm etmeye çalışıyor.
Sonuç: Geleceği Olmayan Bir Anlatı
Bu kapalı grubun, hiçbir iç sorgulama veya “isyan” belirtisi göstermeksizin, aynı isimleri ve bağımlılık pratiklerini geri dönüştürmesi dikkat çekicidir. Ancak bu “milliyetçi folklor”, gerçek toplumdan giderek uzaklaşıyor. Vatandaşları miadı dolmuş ideolojilere hapsetme çabası, bu liderliğin bugünün ihtiyaçlarını anlayamadığını, bunun yerine finanse edilen “güvenli bir geçmişe” sığınmayı tercih ettiğini kanıtlıyor.
Özetle: Ankara’daki finansörlerle yapılan temaslar ve Gümülcine’deki “yıldönümü” toplantıları, Trakya halkının ilerlemesini değil, bir grubun siyasi bekasını hedefleyen bir durağanlık resmidir.





