Didimotiho Müftülüğü:BTTADK Propagandasının Ardındaki Gerçek

Didimotiho Müftülüğü: ASETMDTH/BTTADK Propagandasının Ardındaki Gerçek

Yazan: Nikos Arvanitis

Bir iletişim karşı hamlesi girişimi olarak ASETMDTH, bugün 26 Ocak 2026 tarihinde Komotini’de bir basın toplantısı düzenleyerek yeni Didimotiho Müftüsü Sof. Emin Şerif’in seçilmesine tepki gösterdi.

ASETMDTH’nin Komotini’de gerçekleştirdiği basın toplantısı ve ardından yayımladığı iki sayfalık açıklama, Didimotiho’da başlatılan kurumsal normalleşmeyi durdurmaya yönelik umutsuz bir girişimden ibarettir.

Ancak “demokrasi” ve uluslararası antlaşmalara yapılan duygusal göndermelerin arkasında, RodopiPress’in bugün nokta nokta ortaya koyduğu üzere, bir dizi hukuki çarpıtma ve siyasi hesap gizlenmektedir. Bu yazı, propagandanın ardındaki gerçeği bütün yönleriyle açığa çıkarmaktadır.

Bugünkü basın toplantısında okunan iki sayfalık bildiride ASETMDTH, Yunan devletinin müftü atamasını istişare yapılmaksızın gerçekleştirdiğini, bunun da “özgür irade” ile şekillenmesi gereken bir dini ve kültürel kuruma zarar verdiğini ileri sürdü. Kurul ayrıca, 1990 sonrası dönemde devletin kabul edilebilir bir uygulamayı terk ettiğini iddia ederek konuyu kolektif temsil hakkının zedelenmesi olarak nitelendirdi.

Açıklamada özellikle Rodop Milletvekili İlhan Ahmet’in yemin törenine katılımı hedef alındı; bu katılım Kurul tarafından “antidemokratik bir uygulamanın dolaylı meşrulaştırılması” olarak sunuldu. Bildiri, “dayatma” yerine “diyalog” çağrısıyla sona erdi.


Hukuki ve Tarihsel Gerçeklik

1. Hukuki Yanılgı: “Hayali” Seçim ve Antlaşmaların Gerçekliği

Paralel yapının söylemi sıklıkla 1913 Atina Antlaşması ve 2345/1920 sayılı yasa üzerinden kurulmaktadır. Oysa gerçekler açıktır:

  • Hukuki Yanılgı: 2345/1920 sayılı yasa, onlarca yıldır fiilen yürürlükte değildir.

  • Antlaşmaların Üstünlüğü: Trakya Yunanistan’a bağlanmadan önce geçerli olan Atina Antlaşması hükümleri, bağlayıcı şekilde Lozan Antlaşması ile ikame edilmiştir. Lozan, tek geçerli uluslararası hukuki çerçevedir.

  • Seçime Dair Hüküm Yoktur: Lozan Antlaşması müftülerin seçilmesini hiçbir zaman öngörmemiştir. AİHM kararlarına yapılan atıflar bilinçli biçimde çarpıtılmaktadır; söz konusu kararlar atama usulüne değil, unvanın hukuka aykırı kullanımına ilişkindir.

  • Kurumsal Nitelik: Yunanistan’da Müftü, üst düzey bir kamu görevlisidir (kamu tüzel kişisi). Anayasa ve 4964/2022 sayılı yasa çerçevesinde belirlenmesi, kararlarının hukuki geçerliliğini güvence altına alan tek yoldur.


2. Siyasi Aldatmaca: İstişare mi, “El Kaldırma” mı?

ASETMDTH’nin iddiası: Atama, azınlıkla istişare edilmeden yapılmıştır.

Gerçek: İstişare mekanizması ilk kez 4964/2022 sayılı yasa ile kurumsallaştırılmıştır. Didimotiho Müftüsü, tamamı azınlık mensuplarından (ilahiyatçılar ve imamlar) oluşan 33 kişilik bir Danışma Komitesi tarafından belirlenmiştir.

Buna karşılık paralel yapının savunduğu “demokrasi”, bir prosedür parodisinden ibarettir:

  • Camilerde, seçmen listeleri olmaksızın “el kaldırma” yöntemiyle yapılan göstermelik belirlemeler.

  • Son “Trampa fiyaskosunda” olduğu gibi %15’e varan oranda reşit olmayanların katılımı.

  • Can Yakan Rakamlar: 7.320 katılımcı açıklandı; ancak gerçek sayı yalnızca 3.978’dir. Azınlık, yarı-resmî mekanizmaya açık biçimde sırtını dönmüştür.


3. İç “İç Savaş” ve “Millet” Grubu

Daha önceki yazılarda da vurgulandığı üzere, yaşanan süreç yalnızca Yunanistan’a karşı tutumla değil, paralel yapılar içindeki güç dengelerinin yeniden dağılımıyla ilgilidir:

  • Eren Fraksiyonunun Hakimiyeti: Yeni sözde müftü, “Millet” gazetesi ve Ankara’dan güçlü etkiye sahip Halit Eren çevresiyle doğrudan bağlantılıdır.

  • Geçmişle Kopuş: Bu tercih, Mustafa Trampa’nın selefi Ahmet Mete ile — ki kendisi FETÖ bağlantıları nedeniyle de eleştirilmişti — açık çatışma içinde olan sert bir çizginin hâkimiyetini simgelemiştir.


4. İlhan Ahmet’in Tutumu ve Siyasi Sorumluluk

ASETMDTH, Rodop Milletvekili İlhan Ahmet’in yemin törenine katılımını eleştirmektedir. Oysa gerçek şudur: İlhan Ahmet, kurumsal ciddiyeti tercih etmiştir.

Kur’an üzerine yemin eden ve hukuka hizmet eden bir Müftüyü destekleyerek, azınlığın gayri kurumsal odaklar tarafından rehin alınmasına karşı net bir duruş sergilemiştir. “İki sandalda birden duran” milletvekilleri ise yemin ettikleri Anayasa’yı zedeleyenlerdir.


5. Tartışmasız Kanıt: Osman Hamza Neden Seçilmedi?

Eğer Yunanistan yalnızca Hükûmete yakın bir Müftü “atamak” isteseydi, uzun süre Didimotiho Müftülüğü Kaymakamlığı/Toponteryası görevini yürüten ve aday da olan Sof. Osman Hamza tercih edilirdi.

Bunun yapılmamış olması, gerçek bir sayfa değişiminin en güçlü kanıtıdır.

Devlet süreci Danışma Komitesi’nin takdirine bırakmış, Didimotiho’daki seçiciler ise gerçekten ehil olan Sof. Emin Şerif’i tercih etmiştir.

  • Komotini ve İskeçe’deki fraksiyonlar neden tedirgin?
    Çünkü 2026 yazında aynı liyakate dayalı sürecin kendi bölgelerinde de uygulanacağını bilmektedirler. Konsolosluk referansı değil, gerçek teolojik otoriteye sahip dini liderler karşısında kurdukları kontrol mekanizmasının çökeceğinden korkmaktadırlar.


Sonuç

Paralel müftülükler, Siyasal İslam’ı besleyen yarı-devletçi yapıların tepe noktasını oluşturmaktadır. Rakam fiyaskosu ve fraksiyonlar arası çatışmalar, bu sistemin çözülme sürecine girdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Trakya, Didimotiho’daki kurumsal kazanımı bir referans noktası olarak alarak, 2026 yazına Komotini ve İskeçe Müftülüklerine çevrilmiş bir bakışla ilerlemektedir.